Basın Bülteni Şubat 2026
ÇELİK ÜRETİMİ
2026 yılının Şubat ayında Türkiye’nin ham çelik üretimi, geçen yılın aynı ayına göre %3,4 artışla, 3 milyon tona yükseldi Yılın ilk iki ayında ise üretim %4,7 oranında artışla 6,4 milyon ton seviyesinde gerçekleşti.
ÇELİK TÜKETİMİ
Nihai mamul tüketimi 2026 yılının Şubat ayında, 2025 yılının aynı ayına kıyasla %11,3 artışla 3,2 milyon ton seviyesine ulaştı. Yılın ilk iki ayında nihai mamul tüketimi %4,1 artışla, 6,7 milyon tona yükseldi.
DIŞ TİCARET
İhracat
2026 yılının Şubat ayında çelik ürünleri ihracatı, 2025 yılının aynı ayına göre, miktar yönünden %8,6 oranında azalışla 1,1 milyon ton, değer yönünden ise %9,2 azalışla, 714,8 milyon dolar oldu. Yılın ilk iki ayında çelik ürünleri ihracatı 2025 yılının aynı dönemine göre miktar yönünden %13,5 oranında azalışla 2 milyon ton, değer yönünden ise %15,2 azalışla, 1,3 milyar dolar oldu.
İthalat
2026 yılının Şubat ayında çelik ürünleri ithalatı, 2025 yılının aynı ayına göre, miktar yönünden %9 oranında artışla 1,5 milyon ton, değer yönünden ise %7,2 artışla 1 milyar dolar oldu. Yılın ilk iki ayında çelik ürünleri ithalatı 2025 yılının aynı dönemine göre miktar yönünden %10,8 oranında azalışla 2,7 milyon ton, değer yönünden ise %11,7 azalışla, 1,9 milyar dolar oldu.
Dış Ticaret Dengesi
İhracatın ithalatı karşılama oranı ise, 2026 yılının ilk iki ayında geçen yılın aynı dönemine göre, %72,5 seviyesinden %69,7 seviyesine geriledi.
DÜNYA ÇELİK ÜRETİMİ
Dünya Çelik Derneği (worldsteel) tarafından açıklanan 2026 yılı Şubat ayı verilerine göre, dünya ham çelik üretimi, geçtiğimiz yılın aynı ayına kıyasla, %2,2 azalışla 141,8 milyon tona, geçtiğimiz yılın Ocak-Şubat dönemine göre ise %1,5 azalışla 298,2 milyon tona geriledi. 2026 yılının ilk iki ayında, Çin’in ham çelik üretimi, geçen yılın aynı dönemine göre, %3,6 azalış ile 160,3 milyon ton seviyesinde gerçekleşti. İkinci sırada yer alan Hindistan’ın ham çelik üretimi, %9,7 artışla 28,9 milyon tona yükselirken, ABD’nin üretimi ise %4,9 oranında artışla 13,6 milyon tona yükseldi.
DEĞERLENDİRME
Türkiye, 2026 yılının ilk iki ayında %4,7 oranında artış kaydederek 6,4 milyon ton ham çelik üretimi gerçekleştirdi ve dünya üretim sıralamasında 7. sıradaki pozisyonunu korudu. Diğer taraftan, yurt içi çelik tüketimi de artış eğilimini sürdürerek yılın iki ayında, %4,1 artışla 6,7 milyon tona yükseldi. Avrupa Birliği’ne yönelik ihracatta gözlenen zayıflama eğilimi dikkat çekti. 1 Temmuz’da yürürlüğe girmesi beklenen yeni korunma önlemleri öncesinde, bu gerilemenin daha da derinleşmesine ilişkin endişeler arttı. Yılın ilk iki ayında AB’ye yönelik ihracatımız %36 oranında azalışla, 540,5 bin tona geriledi. Benzer şekilde, Türkiye’nin ikinci en büyük ihracat pazarı olan Orta Doğu bölgesinde de jeopolitik riskler ve ekonomik yavaşlama kaynaklı olarak, talepte dramatik düşüşler yaşandı ve bölgeye yönelik ihracatımız %38 oranında azalışla, 278,7 bin tona geriledi. Güney Amerika ve BDT ülkelerine yönelik ihracatta kaydedilen sınırlı seviyedeki artışlar, pazar çeşitlendirme açısından olumlu bir görünüm ortaya koysa da, ana ihracat pazarlarında yaşanan kayıplar telafi edilemedi. Sonuç olarak, toplam ihracatta yaşanan %13,5 oranındaki daralma engellenemedi. Özellikle ana pazarlardaki talep zayıflığı, fiyat baskısı ve artan ticaret önlemleri, alternatif pazarlardaki artışın etkisini sınırladı. Çelik ürünleri ithalatı ise, aynı dönemde %10,8 oranında azalarak 2,7 milyon tona geriledi. Ancak söz konusu düşüşe rağmen, ithalatın halen yüksek seviyesini korumasının ve ihracatta yaşanan kayıpların etkisiyle dış ticaret açığı büyümeye devam etti. Avrupa’nın tedarik güvenliğini yeniden yapılandırma eğilimi kapsamında Türkiye’nin “Made in Europe” yaklaşımına daha fazla entegre edilmesi, Türk sanayisi açısından bir fırsat oluşturmakla birlikte, İran–İsrail,ABD savaşının yol açtığı artan jeopolitik riskler, dünya ticaretini ve bu arada, çelik ticaretini olumsuz yönde etkilemektedir. Türkiye’nin savaşta taraf olmamasının, barış yönündeki girişimlerinin etkisini arttırmasına, savaşın Türk ekonomisi ve çelik sektörü üzerindeki olumsuz etkilerinin asgari seviyede tutulmasına, katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.