Basın Bülteni Aralık 2025

ÇELİK ÜRETİMİ

2025 yılının Aralık ayında Türkiye’nin ham çelik üretimi, geçen yılın aynı ayına göre %18,5 artışla, 3,5 milyon tona yükseldi. Yılın tamamında ise üretim %3,3 oranında artışla, 38,1 milyon ton seviyesinde gerçekleşti.

ÇELİK TÜKETİMİ

Nihai mamul tüketimi 2025 yılının Aralık ayında, 2024 yılının aynı ayına kıyasla %3,8 artışla, 3,4 milyon ton seviyesinde gerçekleşti. 2025 yılında, nihai mamul tüketimi %2,6 artışla, 39,3 milyon tona yükseldi.

DIŞ TİCARET

İhracat

2025 yılının Aralık ayında çelik ürünleri ihracatı, 2024 yılının aynı ayına göre, miktar yönünden %5,5 oranında artışla 1,4 milyon ton, değer yönünden ise %2,1 artışla, 898,9 milyon dolar oldu. Yılın tamamında, çelik ürünleri ihracatı 2024 yılının aynı dönemine göre miktar yönünden %12,5 oranında artışla, 15,1 milyon ton, değer yönünden ise %4,3 artışla, 10,2 milyar dolar oldu.

İthalat

2025 yılının Aralık ayında çelik ürünleri ithalatı, 2024 yılının aynı ayına göre, miktar yönünden %18,6 oranında azalışla, 1,5 milyon ton, değer yönünden ise %16,6 azalışla, 1 milyar dolar oldu. Ocak-Aralık döneminde çelik ürünleri ithalatı 2024 yılının aynı dönemine göre miktar yönünden %8,6 oranında artışla, 18,9 milyon ton, değer yönünden ise %0,7 azalışla, 13,1 milyar dolar oldu.

Dış Ticaret Dengesi

2024 yılında, %73,9 olan İhracatın ithalatı karşılama oranı, 2025 yılında %77,6 seviyesine yükseldi.

DÜNYA ÇELİK ÜRETİMİ

Dünya Çelik Derneği (worldsteel) tarafından açıklanan 2025 yılı Aralık ayı verilerine göre, dünya ham çelik üretimi, geçtiğimiz yılın aynı ayına kıyasla, %3,7 düşüşle,139,6 milyon ton, Ocak-Aralık döneminde ise, bir önceki döneme kıyasla %2 azalışla 1,8 milyar ton seviyesinde gerçekleşti. Çin’in Aralık ayında %10,3 oranında azalışla 68,2 milyon tona gerileyen ham çelik üretimi, 2025 yılında bir önceki yıla göre %4,4 azalış ile 960,8 milyon ton oldu. İkinci sırada yer alan Hindistan’ın ham çelik üretimi, %10,4 artışla, 164,9 milyon ton, üçüncü sıradaki ABD’nin üretimi ise %3,1 artışla 82 milyon ton seviyesine yükseldi.

DEĞERLENDİRME

2025 yılı, çelik sektörümüz açısından son derece zorlu bir dönem olarak kayda geçti. Yükselen finansman maliyetleri ile özellikle Rusya ve Çin başta olmak üzere Uzak Doğu ülkeleri kaynaklı dampingli ve devlet destekli küresel fiyat baskısı, üretici maliyetleri üzerinde ciddi bir yük oluşturdu. Buna rağmen, çelik sektörümüz söz konusu olumsuz koşullar altında yılın ilk yarısında %1,7 oranında daralan üretimini, özellikle yılın son çeyreğinde gözlenen artışlar sayesinde, %3,3 oranında arttırmayı başararak, dünya çelik üretimine kıyasla 5,3 puan daha iyi bir performans gerçekleştirdi ve 38,1 milyon ton ile dünya çelik üretiminde 7. sıradaki konumunu muhafaza etti. 2025 yılının ilk yarısında %2,4 oranında daralan tüketim, yılın üçüncü çeyreğinde gözlenen %17’lik artış sayesinde %2,6 oranında artışla, yılın tamamında 39,3 milyon tona yükselerek, tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Rusya, Çin ve Uzak Doğu ülkelerinin, iç tüketimlerinin azalması sonucu ihracat baskısını artırması, ithalatımızın %8,6 artış ve 18,9 milyon ton ile tarihsel olarak en yüksek seviyeye ulaşmasına yol açtı. Rusya, %37,9 oranında artış ve 4,5 milyon ton ile çelik ürünleri ithalatımızda ilk sırada yer alırken, Rusya’yı %13,3 oranında artış ve 4,2 milyon ton ile Çin takip etti. 2025 yılında ülkemizin dış ticaret açığının, %11,9 artışla 92,9 milyar dolara yükselmesinde, dampingli ve devlet destekli çelik ürünleri ithalatındaki artış da etkili oldu. 2021 yılında 54 milyon ton seviyesinde olan ham çelik üretim kapasitesi ile 40,4 milyon ton çelik üretimi gerçekleştiren sektörümüz, 2025 yılında %14,6 artış ile kapasitesini, 61,9 milyon tona yükseltmiş olmasına rağmen, üretim, 2021 yılına kıyasla 2,3 milyon ton daha düşük seviyede kaldı ve sektörün kapasite kullanım oranı, %74,8 seviyesinden %61,6 seviyesine geriledi. Ancak AB’nin bir taraftan dünyanın en büyük ikinci çelik üreticisi Hindistan ile STA imzalarken, diğer taraftan da kotaları sıkılaştırarak, çelik sektörümüzün ihracatını sınırlama getirmesi yönündeki çabaları, ihracatımız üzerindeki baskıyı arttırmaktadır. Ayrıca SKDM’nin resmen yürürlüğe girmesi ve geçiş döneminin tamamlanmasıyla birlikte, 2026 yılında, rekabetin, ürünün tüm yaşam döngüsünü kapsayan sürdürülebilirlik yaklaşımı üzerinden de şekilleneceği bir döneme girilmiştir. Emisyon verilerinin doğruluğu, ürünlerin izlenebilirliği, geri dönüştürülebilir olması ve enerji verimliliği gibi unsurların, AB pazarına erişimde belirleyici hale gelmesi, Türk çelik sektörünün sadece üretim bazında değil, ürün bazında da üretim yöntemi bazında da sürdürülebilirlik performansını güçlendirmesini zorunlu hale getirmiştir. Tüm bu gelişmeler çerçevesinde 2026 yılında; • Çelik ithalatında uygulamaya aktarılacak miktar kısıtlamalarına, • AB Komisyonu ile gerçekleştirilecek görüşmelerde, elde edilecek pozitif sonuçlara, • Enflasyon ve faiz oranlarındaki düşüşe, paralel olarak, çelik üretimi ve tüketiminde %7 civarında artış gerçekleşmesi ve üretimin 40 milyon tonun üzerine çıkması beklenmektedir.

Yazar

Türkiye Çelik Üreticileri Derneği